Humptydumptycilik

“Humptydumptycilik” ya da bazen kullanılan haliyle “Humpty Dumptycilik”, Lewis Carroll’un Alice Through the Looking-Glass adlı kitabındaki Humpty Dumpty karakterine atıfla kullanılan bir kavramdır. Bu karakter, kelimelere kendi istediği anlamları yükleyen, dilin genel kurallarını dikkate almayan bir figürdür. Dolayısıyla “humptydumptycilik”, bir kelimeye ya da kavrama keyfi anlamlar yükleyerek iletişimde belirsizlik veya manipülasyon yaratma eğilimini ifade eder.

Felsefede Humptydumptycilik

Bir tartışmada kişi “özgürlük” kavramını savunduğunu iddia ediyor ama ne zaman bir başkası kendi fikrine aykırı bir şey söylese, onu susturmaya çalışıyor. Burada “özgürlük”, sadece kendi görüşünü savunma hakkı olarak algılanıyor. Oysa evrensel anlamda özgürlük, herkesin fikrini ifade etme hakkıdır. Bu tür bir kullanım felsefi humptydumptycilik örneğidir çünkü kavramın içeriği kişisel çıkar doğrultusunda değiştirilmiştir.

Siyasette Humptydumptycilik

Bir siyasetçi, “adalet” kelimesini konuşmasında sürekli kullanıyor ama kastettiği şey aslında sadece kendi partisinin çıkarlarına hizmet edecek düzenlemeler ise burada “adalet” artık herkesin ortak anlamda anladığı adalet değil, yalnızca belirli bir siyasi çıkar için kullanılan bir etiket haline gelmiş oluyor. Bu durumda siyasetçi humptydumptycilik yapmaktadır: kelimeye istediği anlamı yüklüyor ve bunu propaganda için kullanıyor.

Günlük Hayatta Humptydumptycilik

Bir öğrenci, “Ben çalıştım” diyor ama kastettiği şey yalnızca bir YouTube videosu izlemek. Halbuki öğretmenin “çalışmak”tan anladığı, konu hakkında araştırma yapmak, ödev hazırlamak veya test çözmektir. Öğrenci burada kendi isteğine göre “çalışmak” kavramını esnetmiş, yani humptydumptycilik yapmıştır.

Kavramsal Değerlendirme

Humptydumptycilik, dili ortak iletişim amacı yerine, manipülasyon, kaçamak cevaplar veya güç ilişkileri kurmak için kullananların düştüğü bir tuzaktır. Toplumda kavramların anlamı sabit değilse, sağlıklı iletişim ve ortak anlayış da mümkün olmaz. Bu nedenle humptydumptycilik, anlam kayması, kavramsal belirsizlik ve hatta post-truth (gerçekötesi) gibi modern sorunların zeminini oluşturur.

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir